Noel Baba,sonuç itibariyle Bizanslı bir papazdır, Noel gecesi geyiklerin çektiği kızaklarla hediye dağıtılması da İskandinav kültür öğelerinden çıkmıştır. Bizimle alakası olmayan bu olgunun kabullenilmesi baştan aşağı bir icazet örneğidir.Hiç Nevruz kutlayan bir Alman, Ramazan bayramı kutlayan bir Amerikalı ya da Nasreddin Hoca’nın resimlerinin süslediği bir Fıransız dükkanı gördünüz mü?
İsviçre’nin 22 Kasım günü, camilere “minare yasağı” getirilip, getirilmemesine ilişkin yaptığı halk oylamasında, halkın %57’si “Evet, minareler yasaklansın” diyerek tarihi bir karara imza attı ve dünya’da geniş bir yankı uyandırdı.
24 Kasım PKK'nın Şehit Ettiği Öğretmenleri Anıyoruz
Güneydoğu’da en kutsal görevlerini yaparken, PKK’lı teröristlerce katledilen şehit öğretmenlerimizi saygıyla anıyoruz.
Büyük tezgah
CHP’nin en değerli siyasetçilerinden biri de hiç şüphesiz Onur Öymen’dir. Atatürk’ün çizgisinden taviz vermeyen bu değerli siyasetçinin, TBMM’de sanki Atatürk’e nispet olsun diye 10 Kasım’da yapılan oturumda yapmış olduğu konuşma üzerine bazı tepkiler oluşturulmuştur.Konuşmadan 2 gün sonra bu konu üzerine bazı Alevi dernekleri üzerinden kışkırtmalar yapılmaktadır.Bundaki asıl amacın CHP’de açılım konusunda huzursuzluk oluşturup, bu konuda esnek davranmasını sağlamaktır.
Gerçek ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' (Tasarısı)
Son sekiz yılda dikkatimi çeken olaylardan biri de, Akp’nin köşeye sıkışdığı zamanlarda gündem değiştiren bir haberin ortaya atılmasıdır.AKP,PKK'lıların dönüşünün gövde gösterisine dönüşmesi ve Ermenistan konusunda Azerbaycan'ın gözardı edilmesi konusunda oluşan tepkilerle oldukça köşeye sıkışmıştı. İşte tam bu noktada gündem değiştirilmeliydi.Yalan haber üretmekte üstün bir kısım tarikat basını ve satın aldıkları liboşlar, anında bu haberlerle ortalığı ayağa kaldırmaktadırlar. Şemdinli iddianamesi, ölüm kuyuları, gerçekdışı olduğu ortaya çıkan Veli Küçük – Alparslan Arslan resmi, bu balon haberlerin en bilinen örnekleri arasındadır. Bütün bunlara bir yenisi de '' İrtica ile Mücadele Belgesi '' ile eklenecek gibi görünüyor.
Abdullah Gül , Sarkisyan’ın Bursa’da yapılan Türkiye – Ermenistan karşılaşması için tarihi ‘ tarih yazmıyoruz,tarih yapıyoruz ’ dedi. Bu karşılaşmanın siyasi olarak ne kadar tarihi olduğunu zaman gösterecektir ancak ilk defa bir Türk bayrağının, Türk yurdunda yasaklanması, o tarihi günün en somut sonuçlarından olmuştur.
Yıllar önce yaptığımız saptamalar gerçekleşmiş ve Türkiye’nin kimliksizleştirilmesi harekatı sol ile değil ılımlı İslamcı kesim tarafından sağlanmaya çalışılmaya başlanmıştır. Bu sinsi tezgah, din kisvesi altında yürütülmekte, devlet birimlerini ele geçiren bazı işbirlikçilerle sayesinde gerçekleştirilme yolunda adımlar atılmaktadır. Eskiden yeşil komünist denilen bu kesime artık yeşil kapitalistler desek daha doğru olur. Çünkü milli görüş kimliğini çıkaran malum kesim onun yerine küresel kapitalizmin gömleğini giymiştir.
Son zamanlarda bu soysuz Liboş takımının tamamı, adeta birbiriyle yarışırcasına, Kürt Açılımından, Kürt sorununun cesur adamların cesurca tartışmaya başlamaları ile çözüme kavuşacağından, artık bu konunun gündeme alınmasından, T.C. ‘ yi her zaman ve her yerde karalayan DTP’ lilerle masaya oturulmasından, hatta bir parmağı ile burnunu öbür eli ile karnını karıştıran bölücübaşı , katil teröristle görüşülmesinden, yurdumuzda akan kanın ve harcanan milyar dolarlarının son bulmasından vs. vs. söz etmeye, bunları yazmaya ve konuşmaya başladılar.
Doğu Türkistan’da 1949’dan beri süregelen resmi Çin işgalinin boyutları tarihin en büyük soykırımlarından birine doğru ilerlemektedir. 1949 yılında, Doğu Türkistan hükümetinin suikastla ortadan kaldırılıp, Çin tarafından işgal edilmesinin ardından, Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme çalışmaları başlamış, Doğu Türkistan’ın yer altı zenginliklerine el konulmuştur. Çin, Nükleer denemelerini bu topraklarda yaparken, Doğu Türkistan’ın uranyum, altın ve petrol kaynaklarını sömürmektedir. Çin bölgelerindeki mahkumları Doğu Türkistan’a yerleşmeleri karşılığında serbest bırakan Çin hükümeti, bölgede nufüs dengesini bozan faşist uygulamalara imza atmaktadır. Başkent Urumçi’ye sadece son bir yılda 2 milyon Çinli yerleştirilmiş, 4000 yıllık Türk uygarlık beşiğinde Türkler azınlık konumuna düşürülmüştür.
Sekülarizm, laisizm, jakobenizm gibi laiklik kavramları içerisinde boğulmaktansa meseleyi ‘Türkiye’de Laiklik’ olarak ele almak çok daha yerinde olur. Madem ki laiklik çok geniş bir kavram ve ‘nereye çekilirse oraya uzuyor’ o zaman temeli milli mücadele yıllarında atılan Atatürk’ün laiklik anlayışını kabul etmeliyiz. Zaten Türkiye’de yaşıyorsak ne Fıransa’daki ne de ABD’deki laiklik bizi hiç mi hiç ilgilendirmez. ’Laik olunmadan milliyetçi olunmaz’ savını desteleyen en önemli nokta burasıdır.
Türkiye’nin bekaasına dair en büyük tehdit, kuruluşundan beri dış odaklardır ve dış odakların maşa şeklinde kulandığı içimizdeki hainlerdir. Tarihte en basit örneğini Kurtuluş savaşındaki en büyük yaygaracı ve hainlerden sadece bir kaçı olan Ali Kemâl’i, Damat Ferit’i, Vahdettin’i örnek gösterebiliriz… Bu hainlerden günümüzde de bolca mevcut ve bunlara içimizdeki şeytanlar demekte uygun düşer! Bu iç ve dış odakların Türkiye’ye saldırma nedenleri ise malum; Türkiye’nin yer altı zenginlikleri, Tarihi, jeopolitik konumu vs…
Cevizkabuğu izlencesinde 27 Mayıs’ın yıldönümü sebebiyle 27 Mayıs Darbesi ele alındı. 27 Mayıs ihtilalini gerçekleştiren o zamanın havacı yüzbaşısı emekli askerin açıklamaları Cumhuriyet tarihi açısından oldukça önemlidir.
Günlerdir gündemden düşmeyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Kayıp Trilyon davası” ile ilgili “yargılanır, yargılanamaz” meselesini seyir halindeyiz. Konunun gündeme oturduğu ilk günden beri her kafadan bir ses çıkmakta fakat yine de net bir sonuç yok ortada çünkü; devletin hukukçuları dışında tartışılan bir hadise niteliğini taşıyor! Açıklamalara baktığımızda garip söylemler, ihtiraslar, yalakalık, yandaşlık, kin, kibir vs. ile yorumlamalar mevcut olduğu ortada oysa, bu konunun üzerine gidecek olan kişiler, adil bir şekilde hüküm vermeden, toplumu bilinçlendirecek olan kişiler devletin resmi hukukçuları olmalıydı ama onların dışında herkes konuya el attı.
Batı sömürgeciliğinin Ortadoğu ve Asya’da hâkim olabilmesinin yolu Osmanlı Devleti’ni parçalamaktı. Bu amaçlarına yaptıkları oryantalist çalışmalar sonrasında ortaya çıkarılan farklılıkların kaşınması yoluyla ulaştılar. Ancak Osmanlı’nın mikro milliyetçilikle parçalanmasının ardından Batı sömürgeciliği erk kaynakları üzerinde tam hâkimiyetini kurabilmiştir.
Türk - Ermeni İlişkileri mi A.B.D.'nin Kafkasya Hamlesi mi?
Obama’nın T.B.M.M. konuşması için davetlilerin doğrudan Amerikan Büyükelçiliği tarafından yapıldığını duyunca oldukça üzüldüm. Usul ve kaide bu davetlilerin T.B.M.M.’ye bildirilip, Meclis Başkanı tarafından çağrılmasını gerektirirdi. Hem bazıları Türkiye’de evinde hissediyor hem de bazıları hangi milletin meclisini temsil ettiklerinin fakında değiller.
Osmanlı'nın Çöküşündeki Önemli Bir Neden ve Günümüz
Osmanlı’nın gerileme ve çöküşü üzerinde çok neden öne sürülür. Bu fikirlerin bir çoğu tamamen veya kısmen doğrudur zaten büyük devletlerin çöküşünü bir sonuca bağlamak doğru olmaz. Öne sürülen nedenlerden çok önemli bir tanesi vardır ki üzerinde pek durulmaz, durulması da istenilmez. Osmanlı’nın asli unsuru olan Türklüğü geriye itmesi gerilemesinin başlangıcı olmuştur.
TRT’nin BBC’den esinlenerek açacağı TRT Haber kanalının başına, Fethullah cemaatinin haber kanalı Samanyolu Haber Genel Yayın Yönetmeni ve Zaman güncesi yazarı Ahmet Öken atanmış.Abdullah Gül’ün Fethullah Gülen’e yakınlığı malum. Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistanla Türkiye arasında bünyesinde Amerikan casusları barındırması ve ülkelerde laik yapıya karşı örgütlenmelerde bulunmasından dolayı sorun oluşturan bu okulların yeni bir şubesinin Azerbaycan’da açılışını bizzat Abdullah Gül yapmıştı.
2 gün içinde düşen helikopterin enkazına ulaşamayan yetkililer Türkiye’nin bir zaafını daha ortaya koymuştur. Akp’nin en büyük icraatlarının Milli Güçlere karşı yürütülen harekât olduğuna inandığımız Ümraniye Davası, Milli Devleti dinamitlediğine inandığımız Kürtçe Tv ve yabancıya peşkeş çekilen milli kurumlarımız olduğu iddialarımız bir kez daha onaylanmıştır. Akp Kürtçe Tv’ye harcadığı zamanı ve parayı, bilime ve sanayiye harcamış olsaydı belki enkaza çoktan ulaşılmış olacaktı. Başta Başbakan, İç İşleri Bakanı ve Ulaştırma Bakanı olmak üzere tüm yetkilileri istifaya davet ediyoruz.
Erbakan'ın Tarihi TV5 Konuşması
Erbakan’ın Akp ve ılımlı İslamcı kesimin gerçek yüzünü deşifre ettiği tarihi TV5 konuşması.
Göktürkler, metinlerde görüldüğü üzere “Teñri” (Tanrı) adı verdikleri tek bir yaratıcıya inanırlar ve Töreyi (Törü) Tañrıya bağlılık içersinde, “ebedî düzen”i kurmak amacıyla tutarlardı. Töre, eñ özet tanımla Türk yaşantısını düzenleyen yasalar bütünü demektir. Bunuñ içerisinde, devlet teşkilatlanma âdâbından aile birimine kadar her nesne, disiplinli bir düzenleme halinde yer alırdı. Zorlu bir coğrafyada Türkleri ayakta tutacak olan Türk normları, biñlerce yıllık birikimiñ verdiği tecrübe ve olgunluk ile töre’niñ öñemli bir kısmını ortaya koymuştu
Erdoğan’ın Davos’ta takınmış olduğu tavır hemen hepimizin yüreğini kabarttı. Fakat olay sonrası yaşanan gelişmeler malesef bu olaydaki Erdoğan’ın samimiyeti hakkında şüphe duymamıza yol açtı.
Türkiye’de son 3 yıldır koparılan yaygara ve karşı devrim niteliği taşıyan Ümraniye(Ergenekon) operasyonu üzerine oluşturulan bilgi kirliliği öyle bir noktaya ulaşmıştır ki ak olana kara , kara olana ak denilmektedir.
Türk halkının emekleri ile kurulmuş , vergileri ile ayakta duran resmi TV kanalı TRT’nin siyasileşmesini ve AKP’nin Fethullahçı kanadının gayrı resmi yayın organına dönüşümünü üzülerek gözlemlemekteyiz. Fethullah sevgisi ile övünen Hakan Şükür’e haftada 3 saatlik yorumculuk karşılığında 70 milyar ödeyen TRT ; şimdi de Türkiye’ye girmesi yasaklı olan Şivan Perver adlı kürtçü sanatçıya izlence yapmasını teklif etmiştir. Bizim paralarımızla bu bölücü zengin edilemez!!!
Bu kabuledilmez alçakça teklif karşısında sessiz kalmayınız. TRT’ye kınama iletisi gönderiniz.
Fehmi Koru’nun Obama ve Buş benzetmesi Erdoğan’ın “sevmeyen çeksin gitsin” sözleri üzerine söylenmiş bir çarpıtmadır. Erdoğan’ın yaptığı birçok hatanın karşısında olan ama bu sözünü destekleyen biri olarak gördüğüm Erdoğan’ın “ tek bayrak , tek devlet “ açıklamasından küresel sermayenin ve onların içerdeki kuyruklarının rahatsız olduğudur.
13 Ekim akşamı yayınlanan Siyaset Meydanı izlencesinde Korkut Özal , Türk tarihi açısından ihanetin boyutunu gösteren çok çarpıcı bir açıklamada bulundu. Türkoğlu tarihin bu olaylarını özenle belleklerine kazımalıdır. Korkut Özal , ağabeyi Turgut Özal’ın Türkiye adını değiştirmeyi arzu ettiğini açıklamıştır. Korkut Özal , ağabeyinin Cumhurbaşkan’ı iken kendisi ile yaptığı özel sohbette kendisine Türkiye Devleti adının Anadolu Devleti olarak değiştirilmesi gerektiğinden , böylece kapsayıcı bir devlet olacağından bahsetmiştir. Korkut Özal , konuşmasına ağabeyinin Kürt sorunu için somut adımlar attığı için öldürüldüğü iddia ederek konuşmasına devam etti. Turgut Özal’ın bu fikirlerini , her hangi bir ortamda söylenmiş siyasi söylem olmanın ötesinde kardeşi ile yapılmış dost sohbetinde söylemiş olması , yaşanan olayın vehametini açıkça ortaya koymuştur. Çünkü içtenlikle yapılan bu kardeş sohbeti Cumhurbaşkan’ının gerçek görüşlerine işaret etmektedir.
Haniflik, Hz.İbrahim peygamber aracılığıyla indirilen dindir. Aynen Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve son Peygamberimiz Hz. Muhammed’e(s.a.v) indirilen din gibi. Son dönemde Haniflik dini tarihin tozlu raflarından indirilip yeniden insanların önüne konulmaya çalışılıyor.
Toronto radyosundan Richard Syrett ve yazar Leo Zagami yaptığı açıklamalarda Obama’nın 32.derece mason olduğunu belirtip ve İllumunatu bağlantısından bahsetmiştir.
ABD’de seçimler yapıldı. ABD halkı büyük güç merkezinin yarattığı evsizlik-işsizlik korkusu pompalanarak Obama’yı Başkan seçti. Durum açıklığa kavuşmuştur. Güç merkezi kötü polisi geri çekip iyi polis olanı istemiştir. Dünya bakımından tehlike iki kat büyümüştür.
Genç bakış'da Can dündar: Atatürk'ün yerel Kürt yönetimi ütopyası
Can dündar’ın Mustafa isimli filmi hakkında yazmıyorum.izlemedim ve sinemada olduğu sürece de izlemeyi düşünmüyorum çünkü Türk Milleti’ne ait bir değerden Türk Milleti’nin parası alınarak kar edilmesini kaldıramıyorum zaten asıl bahsetmek istediğim film değil bu filmi çeken Can Dündar ve onun kendi siyasi düşüncelerine alet ettiği Atatürk’ü.
Evet, Obama ABD'nin yeni başkanı. Bazı gazetelerinde yazdığı gibi Beyaz Saraya Siyah Başkan. Aslında kulağa hoş geliyor. Yıllardır Amerika kıtasında insan muamelesi görmeyen zenci halkın bu gün geldiği yere bakarsak çok hoş bir tablo. Beyazlarla aynı otobüse binemeyen, Ku Klux Klan çetelerinin acımasızca katlettiği atalarının yaşadıklarından sonra Zenci halk büyük bir başarı elde etti. Bu başarıyı elde etmelerinin nedeni ne olabilir acaba.
Cumhuriyet'in herkesçe bilinen tanımı; Halkın kendi kendini yönetmesidir fakat bu dar anlamdaki tanımı olarak kabul görülmektedir.Geniş anlamda ise Cumhuriyet; Devlet şeklini ifade eder. Bu açıdan baktığımızda Cumhuriyet'in, bir kişi ya da zümreye değil, toplumun tümüne ait olduğu modeli ortaya çıkar. Cumhuriyet tanımının en özgün şekli budur fakat Mustafa Kemâl'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti rejiminin, Dünya üzerindeki tüm Cumhuriyet ile yönetilen ülkelerden farkı mevcuttur. Bu farklılık, Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel değerleri ele alınarak, Türk insanına göre yorumlanarak kurulduğu ve geliştirildiği ortaya çıkar.